Hadi Beni Beğen

Hadi Beni Beğen


Günümüz sosyal paylaşım odaklı bir sanal makina olduğu dönemde başlığın ne ile olduğunu aslında anladınız.Sevdiğimiz bir iş olan fotograf çekilmek,bunu dostlarımızla paylaşmak en büyük zevkimizdir.Her yerde fotarafımızı çektiğimiz gibi çevremizde olan olayları da çekmeyi çok severiz.Ama bazı olayların çekilmemesinin gerektiğini veya fotograf çekmek yerine olayda zarar görecek birinin zarara uğtamasını alternatif olarak düşünmeliyiz.Peki nasıl bir olayda yardım edilebilecek olaya müdahil oluruz.Mesala bir trafik kazası gözümüzün önünde cereyan etti ve olayda araç içinde biri sıkıştığı yerden kurtulmak için çırpınırken biz ne yapmalıyız.Tabii ki haber kaynaklı veya sosyal medya odaklı fotograf çekmek adamın çırpınışlarını kare kare görüntülemek doğru değildir.Günümüz de üzülerek söylüyorum ki adam canı ile cebelleş oluyorken karşısına geçmiş fotograf ve video çekme eylemi yapanların sayısı oldukça çoğaldı.Sosyal medyada gördüğüm bir video da adamın çırpınılarını kare kare görüntülemiş arkadaşımız.Dayanamadım ve yorum kısmına yazdım bende yaptığının doğru olmadığını anlatan tatlı dille bir iki kelime fakat içeriği yayınlayan arkadaşın verdiği cevap beni pe yani dedirtecek konuma getirdi.Tabi dasındaki yorumlar da hepsi küfür içermeye başlayınca o sayfayı şikayet ederek bildirdim ve sonrasında sayfayı kapattım.Benim yardım sever çalışkan özverili TÜRK halkım bize duyarsızlık yakışmıyor.

Aslında ben sosyal ortamda video ve fotogralarımın ve aile fotograflarımın yayınlanmasına internetle taşıtıktan yaklaşık bir yıl sonra paylaşmamaya karar verdim.Nedenlerin ilk başında kendimi sosyal platformlarda tanıtım amaçlı sitemizi yayınlarken elbetteki başkalarının sosyal ortamlarına bakıp,puan karşılığı sosyalde tanıtımımızı sağlıyoruz.Hal böyle olunca bir çok insanın profil ve diğer resim ve ögelerini takip ve beğeni yapıyorsunuz.Bu paylaşımların arasında aile resimleri olanlarda karşınıza çıktığı gibi ad soyad yaş ve bir çok özel bilgininde orta yerde olduğunu gördüm.Siz kısıtlasanız bile bu bilgiler üçüncü  hatta dördüncü şahısların eline geçebiliyor.Birde kendimi başkalarının ailesini dikizleyen bir röntgenci gibi hissettim.İnsanlar ne olursa olsun sosyal platforma paylaşma iç güdüsünü yenemeyeceklerdir.Biz bizden uzak olana değil bize bir adım yaklaşana bakarız.Lütfen sosyal ortam paylaşımlarınızı kısıtlayın yani sosyal ortam anasayfanız da değil,kendi öz iradenizle sosyal ortama paylaşım yapmayın.Peki neler paylaşacağız bu sosyal ortamlarda.Dağ manzara çiçek böcek yayınlayın ama eşinizin veya eşinizle olan fotagrafınız özellikle çocuklarınızı sosyal ortamda paylaşmayın.

Başka bir sosyal ortamda pardon yazımızda görüşmek umuduyla hoşçakalın.

Endişe

Endişe

 

ENDİŞE VE PANİK YOK

Bu yazımızda sizlere endişe etme nelerden endişe ederiz acaba endişe etmek doğru bir hareketmi bu konular hakkında bir yazı hazırladık.Öncelikle endişenin sözlük anlamını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Öncelikle kelime anlamı olarak kaygı,tasa üzüntü olarak kısa bir şekilde ifade edilir lakin size kaygı ne demek tasa ne demek bunları bildiğinizi düşünülerek kısa yazmışlar.Ama kaygı tasa bu kelimelerei açarsak bir olay hakkında bazı soruların kafamızda aydınlanmadığı bu konuların şeffaf bir hal alıncaya dek oluşan fikir zıtlığına kaygı denildiğini sizlerle paylaşmak isterim.Tasa ne demek peki; O da üzülmenin daha yoğun yaşanmasından kaynaklanan ve içinde acaba sorgularının oluştuğu duygu yoğunlu diyebiliriz.

Genclik Nereye Gidiyor ?

Genclik Nereye Gidiyor ?

Gençlik Nereye Gidiyor ?
     Herkes çocuk oldu ve o güzel günleri iyi veya kötü bir şekilde geçirdi.Bir dönemin çocukları şimdilerin yetişkin birer ferdi oldular.Sizin anlayacağınız kimse çocuk kalamıyor.Tabii çocuk ruhlu diye ad verilen bir psikolojik olguya sahip kişiler dışında.Genelde çocuk vasfındaki küçük bireyler yaş ve durumlarına bakılmaksızın her konuda korunmalı,onlara yapabildiğimiz ölçüde doğru güzel işleri aşılamalıyız.Mesala eğitimi öğrenimi sosyal düşünce şekli ve birçok hayatın getirdiği yetişkinlerin binbir zorlukla başardığı veya başaramadığı konuları bir tecrübe olarak bu çocuk bireylere öğretmesi gerekmektedir.
     Her yetişkinin yapması gereken, gerek kendi çocuğu olsu gerekse başka bir çocuk olsun fark etmez ona yanlış yapıyorsa doğru yolu söylemesi nasıl yaparsa daha iyi daha doğru olabileceğini öğretmesi gerekmektedir.Burada ne kadar bilgiye sahip olduğumuz değil ne kadar doğru bilgiye sahip olduğumuz değil, çocuğa ne kadar yaklaşım göstereceğimiz onun anlama algılama yaşına nasıl ineceğimiz önemlidir.Bazen her yetişkin yanlış bir tutumla çocuğa şiddet göstererek doğru bildiğini enpoze etmeye çalışır.Bu o kadar yanlış bir davranış şeklidir ki çocuğun öğrenme merak etme yeteneğinin kaybolmasına ve yaşamını içsel güdü ile yönetmesine neden olabilir.Sakın böyle davranmayalım çünkü ilerideki toplum yaşantımıza içgüdüsü ile davranan psikolojik denge kaybı olan birer birey ortaya çıkarabiliriz.
     Peki nasıl bir davranışla çocuğa Yanlışı ve doğruyu anlatabiliriz? Burada anlatmaktan önce çocuğa yaklaşımımızn önemi çok büyük.Nasıl yaklaşacağız peki? İlk önce karşımızdaki çocuğu bir büyük insan gibi düşünelim.Yetişkin bir bireye nasıl yanlış yaptığını anlatıyorsak aynen çocuk bireye de o şekilde yanlışını anlatmalı dahasın da doğrusunu çocuk bireyin aklına yatacak şekilde anlatmayı deneyin.Örneğin;Genelde erkek çocuklar babalarının etkisiyle küfür etmeyi iyi bir meziyet olduğu kanısına kapılır.İşte burda küfür eden çocuğa küfür etmenin yanlış olduğunu anlatacağız.Çocuğumuz ilk okula gidiyor ve okulda kendi çapında bir sosyal çevresi var aynı zamanda da babasından kaynaklı küfür ediyor.Şimdi Bu çocuğumuza küfür etmesinin yanlış olduğunu onun yaş gurubuna inerek uygun bir dille anlatacağız.İlk yapmamız gereken bir ufak yoklama sorusu sormak.Mesala sen kaç yaşındasın arkasından küfür ettiği kişiyi sevip sevmediği gibi bir iki çocuğu esnetme soru sorun.Daha sonra Küfür etmenin iyi bir şey olmadığını şu şekilde izah edin.Sana zorla sevmediğin bir yemeği yedirsem senin hoşuna gidermi diye soru sorarak aldığınız cevap doğruldusunda devam edin.Sonra aldığınız cevab şöyle olusa yani hayır hoşuma gitmez derse Şöyle devam ederek konuyu belki çözebilirsiniz.İşte küfür ettiğin kişininde kendisine böyle senin tarafından küfür edilmesi hoşuna gitmez.Bu yüzden kendine yapılmamasını istiyorsan sende başkalarına yapmayacaksın ki büyüdüğünde her zaman kavga eden küfür eden bir insan olmazsın.
     Anlattığımız sadece kısa küçük bir örnek daha değişik anlatma yöntemleri olduğunu unutmayın.Genelde yetişkin bireylerin en büyük yanlışı karşımızdakini dinlemesini bilmemektir.Çok konuşmak çok şey anlatmaz.Az konuşup çok şey anlatabiliyorsanız insanları veya çocukların sizi anlaması daha kolay olacaktır.Nasıl az kelime sarf edip çok şey anlatırım derseniz,o en basidi dinleyin ve ilk etapta karşınızdakine anlatığı ile ilgili basit bir soru yöneltin.Cevabı alın ve kendi deneyimlerinizi duyduğunuz gerçek haberi daha sonra söylemeyi deneyin.Küçük çocuklarımızda aynı büyük bireyler gibi mantıklı olan konuyu kendi doğrularıyla birleştirip,ama yine sizin doğrunuz ışığında kabul edebilir.Önemli olan çok bilirlik değil bu bildiğinizi doğru olduğunuza ikna edebilmektir.Şöyle bir durum da olabilir sizin bildiğinizde eksik veya yanlış varsa şayet yanlışı muhakkak kabul edin ve düzeltme yoluna gidin.Bu sizi küçültmez aksine size ve anlattıklarına anlatacaklarına değer katar hemde sizi dinleyen her kim ve ne yaşta olursa olsun fark etmez sizi her seferinde daha dinlenebilir yapar.Bu arada sizde iyi bir dinleyici olmalısınız.Dinlemesini bilen her zaman dinlenir bunu unutmayın.Çocuklar geleceğimizdir ve onları geleceğe iyi bir şekilde hazırlamakta biz yetişkinlere düşmektedir.Örnek alınan bir yetişkin ne yaparsa gerideki nesil de gelecekte aynı şeyleri yapar.Geliştirir mi onu bilemeyiz ama biz atalarımızdan aldığımızı kendi tecrübelerimizle birleştirerek geleceğimiz olan çocuklarımıza aktarmak zorundayız.
     Umudumuz geleceğimiz yetiştirdiğimiz bireylerle daha refah hale gelecektir.Yanlış öğretiler her zaman psikoljik dengesi bozuk birey olarak gelecekte ortaya çıkacaktır.Ama düzgün yetiştirilen her birey sorumluluğunu bilen aklını iyi yöneten mantık dolu birey olarak gelecekte bize umut olacaklardır.Burada ufak bir detayı söylemeden geçemeyeceğim.Bazı yetişkinler kendilerince haklı olduğunu düşünerek babam bana hiç birşey öğretmediki ben çocuğuma veya başka çocuklara öğreteyim diye bir düşünce yapısı içinde olacaklardır fakat size öğretilmediyse sizin tek başınıza öğrendiğiniz ve kendinizi yetiştirdiğiniz konuları öğretebilirsiniz.Sonuç olarak biz yetişkinlerin aldığı vatan emenetini geleceğimiz olan çocuklarımıza kendimizinde öğrendiğini ekleyerek  geleceğimizi emanet edeceğimiz genç nesile empoze etmeliyiz.Sizde geleceğin yapı taşları olan gençlere bir destek vererek onları geleceğe hazırlayın.Herşeyi ailede öğrenemeyecek olan çocuklarımızın eğitimini güzide insanlara yani öğretmenlerimize güvenerek onlara emeanet etmeliyiz.Tıpkı ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün deyişinde olduğu gibi"Öğretmenler Yeni Nesil Sizin Eseriniz Olacaktır."Umuda uzanan yol umut etmekle başlar.
    Yazımızı sabırla sonuna kadar okuduğunuz için teşekkür ederiz.Umarım faydalı oluruz umarım istediğiniz sonuca yakın bir sonuç elde edersiniz.Görüşmek umuduyla Hoşça Kalın.

Hayatı Yaşamak

Hayatı Yaşamak

Hayatı Yaşamak

      Bazen hayatlar bir örnek misali su gibi akar gider işte benim hayatımda aynen bu şekilde ellerimde akıp gitti.insanın elinde olsa durdura bilse zamanı veya kötü iyi olayları tekrar yaşayabilme imkanı olsa belkide çoğu şeyi baştan kendi yazdığı seneryo doğrultusunda tekrar yaşamak ister.Ama insan kendine çizilen bu yolu yaşamak zorundadır.

     En çokta kaybettiklerimizi geri getirmek isteriz.Çok sevdiğimiz biri sizin yazdığınız seneryoda ölmese yanınızda olsa ne yaparsınız? yada yaşamış olduğunuz kötü bir trafik kazasından sizin yazdığınız seneryo ile kötü bitmese nasıl bir düşünce içerisinde olursunuz?

     Elbette ki böyle birşeyin olmayacağını siz biliyorsunuzdur.Ama işte bir an düşünmeden yapamamıyorsunuz değil mi? Bazı olayları bazı kayıpları kendimize kabullendirerek yaşamamızı kolaylaştırıyoruz.Yaşamamızı kolaylaştırmak için kötü kayıplarımızı olaylarımızı kabullenip,doğal dünya yaşamımızı sürdürmek zorunda kalmışızdır.Ne kadar acı bir durumdayız öyle  değil mi?Adelet varmı denge varmı hepsi var.Bize bu metaneti bu sabrı bu gücü kim nasıl veriyor.Zor tabiiki de ama sonunda yaşanması gereken dünya hayatını yaşamak geride kalan sosyal hayatımızı idame ettirmek zorundayız.Nedenini hiç düşündünüzmü? neden böyle yapmalıyız neden ölümüyle yıkıldığımız bir sevdiğimizi bir kenara atar gibi geri plana atmalıyız?

      İnsanlar çoğu olayı unutmazlar hepsini beyninde tıpkı bir depolama bölgesi varmış gibi bir kenarda saklar.Tıpkı işinde başarılı bir koleksiyoncu gibi.Bu sakladıklarını ne zaman ortaya çıkarırlar,işte bu zaman görecesi yani zamanı gelince dediğimiz kavaramda acı veya hoş bir anı misali ortaya çıkar.Bu bizi bazı noktalarında üzesede içerisinden yinede iyi olguları anlatmaya teşfik eder.Çünkü kötü anıları sanki geri plana iteme ihtiyacı duyarız.Bunu sadece kendimiz için yapsakta olayları anlattığımız diğer sevdiklerimizi üzmeme ihtiyacı duyarız.Peki Herkesin bildiği kötü veya iyi olayları olguları biz niye Geri planda bırakız ve diğer sevdiklerimizi üzmemeye çalışırız?

     Belkide herşeyi olduğu gibi anlatarak ağlamaksa ağlamamız üzülmekse üzülmemiz kızmaksa kızmamız daha doğru olmazmıydı?Sonuçta olan olmuş giden gitmiş gereken duygular zamanında zaten yaşanmıştır.Daha fazla üzülmemek veya kızmamak için böylesine fedakarca davranmanın bir anlamı varmı?Karmaşık gelen insan beyni yukarıda bahsettiğimiz konudaki sorulara acaba ilk önce kendi içinde nasıl cevaplayacak o da her bireyin kendi düşüncesidir.Bunu anlamamız için psikologtan daha üstün meziyetlere sahip olmamız gerekmektedir.

     Aslında insan üstü bu duyguları anlamamız onu idrak etmemiz bir hayli zor.Bunu öğrenmekse anlamaksa daha da zor.Bir insan karşısına çıkan bu ve bunun gibi sorulardan genelde kaçar.Nedeni ise kendinden bile sakladığı beynindeki bu soruların cevaplarını asla kendi isteğiyle vermez.Kaçamak cevaplarla veya geçiştirici cevaplarla kendini savunmaya alır.Neden peki savunmaya alır oda işte burda karmaşık beyin fırtınasından kaynaklıdır.Gelin şimdi biraz kendimizle ilgili bu kapalı kutuyu açmaya çalışalım.

     Eğer hazırsanız kendinizle ve içinizdeki saklı gerçeklerle yüzleşmeye ve onları deşelemeye hazırsanız Aşağıdaki soruları daha doğrusu yazımızdaki soruları cevaplayalım ve neden gizlediğimizden bahsedelim.

Doğru Olmanın tam zamanı ;

Soru 1 : Çok sevdiğimiz biri sizin yazdığınız seneryoda ölmese yanınızda olsa ne yaparsınız?

Soru 2 : Yaşamış olduğunuz kötü bir trafik kazasından sizin yazdığınız seneryo ile kötü bitmese nasıl bir düşünce içerisinde olursunuz?

Soru 3 : Yaşanması gereken dünya hayatını yaşamak geride kalan sosyal hayatımızı idame ettirmek zorundayız.Nedenini hiç düşündünüzmü?

Soru 4 : Neden ölümüyle yıkıldığımız bir sevdiğimizi bir kenara atar gibi geri plana atmalıyız?

Soru 5 : Peki Herkesin bildiği kötü veya iyi olayları olguları biz niye Geri planda bırakız ve diğer sevdiklerimizi üzmemeye çalışırız?


Yukarıdaki bu 5 soruyu cevaplayın size cevaplarınızla ilgili geri dönüşü sağlayacağım.En önemlisi sizin bir bilinmeyen yönünüzü sizinle paylaşacağım.


Yazı İçi Sözlük ;

İdame : Sürüp gitmesini sağlama, sürdürme.

Metanet : (insan için) dayanma, dayanıklılık, sağlamlık.

Teşfik : isteklendirme, özendirme.

İdrak : Akıl erdirme, anlama yeteneği, anlayış, kavrayış.

Toplist 25 DMCA.com Protection Status Autosurf Websyndic